İstenilen cinsiyette bebeğe sahip olmak mümkün mü?

Yeşil Erik
26 görüntüleme
İstenilen cinsiyette bebeğe sahip olmak mümkün mü?

İstenilen cinsiyette bebeğe sahip olmak mümkün mü? Ülkemizde çoğu kadın ikinci ya da üçüncü çocuğunun farklı cinsiyette olması için hamile kalıyor. Bebeğinizin, sizin seçtiğiniz cinsiyetle dünyaya gelmesini ister miydiniz? Günümüzde bu amaca ulaşmak için uygulanan çeşitli yöntemler var.

Cinsiyet nasıl belirleniyor?

Normal koşullarda cinsiyetin ortaya çıkması şöyle gerçekleşiyor… Tüm fiziksel ve kişilik özellikleri belirleyen ve bunları kuşaktan kuşağa aktaran kromozomların sayısı insanda 46 tane. Bunlardan bir çifti de cinsiyeti belirleyen kromozomlar. Kadın cinsiyeti için XX, erkek cinsiyeti içinse XY olmak zorunda. Yumurtada da, spermde de kromozom sayısı 23’er tane. Bunlar birleştiğinde, insanda bulunması gereken 46 kromozoma tamamlanıyorlar.

Bu durumda kadında bulunan 46XX kromozomu yarıya bölünüyor ve X kromozomlu yumurta döllenmeye hazır bekliyor. Erkeğin spermindeyse durum farklı. Bulunan kromozom sayısı 23 tane. Ama 46 kromozom XY özelliği taşıdığından, bunlar bölündüğünde iki alternatif çıkıyor ortaya. Spermlerin bir kısmı sadece 23X, bir kısmı da 23 kromozomu taşıyor. Eğer X kromozomu taşıyan yumurtayla, yine X kromozomu taşıyan sperm döllenirse, kız çocuk; Y kromozomu taşıyan sperm döllenirse erkek çocuk oluyor. Yani çocuğun cinsiyetini kadın değil erkek belirliyor.

Selnas yöntemi

Bu yöntem, belirli günlerde cinsel ilişkiye girildiğinde arzulanan cinsiyette bebeğin dünyaya getirilmesini sağlıyor. Fransa’da 155 çift üzerinde denenen ve bugüne kadar yüzde 98 oranında başarı sağlanan yöntem, araştırmalar sonucunda çıkmış ortaya… Buna göre, spermler taşıdıkları kromozomlara bağlı olarak artı (yani X kromozomu) ya da eksi (Y kromozomu) elektrik yükü taşıyorlar.

Kadının yumurtası da, içinde bulunduğu dönemlere göre, bazen artı (yani X) özellikteki spermeleri çekip eksi (yani Y) olanlarını itiyor, bazen de bunun tam tersi gerçekleşiyor. Bu dönemler kadının adet takvimine göre belirleniyor. Ancak her kadının kendine özel bir takvimi oluyor. Bu takvime göre, eğer kız çocuk isteniyorsa, yumurtanın artı’yı çektiği zamanlarda, erkek isteniyorsa da eksi’yi çektiği dönemlerde cinsel ilişkiye girilmesi öneriliyor. Bunun dışındaki günlerdeyse, doğum kontrol yöntemlerini uygulamaya devam etmek gerekiyor.

Diyet yöntemi

Başarı oranı bilinmeyen bir yöntem. Tamamıyla beslenme kurallarına dayanıyor. Yalnızca kalsiyum ve magnezyumlu gıdalar alındığında kız çocuk, yalnızca potasyum ve sodyum içeren gıdalar alındığında erkek çocuk sahibi olunacağını öngörüyor. Bununla beraber kanıtlanmış tıbbi bir dayanağı yok. Ama tek yanlı bir diyete dayandığı ve dengesiz beslenmeden kaynaklanan sorunlara yol açabileceği için uygulanması sakıncalı görülüyor.

Ericsson yöntemi

A Ve Y kromozomu taşıyan spermleri merkezkaç kuvveti ya da albümin aracılığıyla ayrıştırma esasına dayanan bir yöntem. X sperminin Y’ye göre yüzde 0.3 daha ağır olması sistemin temel noktası. Ayrıştırmadan sonra da suni döllenme uygulanıyor. Tıbbi olmasına ve herkese uygulanabilmesine rağmen, zor ve pahalı bir yöntem olması uygulanmasını zorlaştırıyor. Bu yüzden de sadece çocukta, sakatlık veya benzeri bir durum olması söz konusu olduğunda öneriliyor. Ülkemizde araştırmalar dışında uygulanmıyor.

Hastalıklara uygulanan cinsiyet belirleme yöntemi

Dünyada Amerika’daki birkaç merkez dışında uygulanmayan bu yöntem, sadece aileden çocuğa geçecek genetik hastalıkları önlemek amacıyla uygulanıyor. Yani temel kural dünyaya sağlıklı bebekler getirmek. Bunun dışında hiçbir sebeple cinsiyet belirlenmiyor. Erkek çocuklarında aileden geçen bazı kan ve kas hastalıkları çocuğun yaşamasını engelliyor ya da sakat doğmasına neden oluyor.

Eğer ailede bu durum saptanırsa ve eğer çift bebek yapmak istiyorsa doğacak çocuğun yaşama şansını artırmak için erkek değil kız olması sağlanıyor. Yöntem ise şöyle gerçekleştiriliyor: Babadan alınan spermlere özel bir boya maddesi veriliyor. Bu madde X kromozomu taşıyan spermlerde ayrı bir renge, Y kromozomu taşıyan spermlerde ayrı bir renge dönüşüyor. Sonuçta kadın özelliği taşıyanlar seçilip, yumurtayla döllenmesi sağlanıyor.

Riskleri var

Her ne kadar istenilen cinsiyette çocuğa sahip olmak aileler için büyük bir şans olsa da, bu durum birçok tartışmaya neden oluyor…

Doğaya aykırı: Her şeyde olduğu gibi, cinsiyetler arasındaki dengeyi doğa sağlıyor. Eğer bütün çiftler kendi istekleri doğrultusundaki cinsiyette bebek dünyaya getirirlerse, dünya üzerindeki cinsiyet dengesi bozulacak, belki de ileriki yıllarda nüfus problemleri yaşanacaktır.

Tıp etiği: Tip dünyası herkesin isteği cinsiyette bebek sahibi olmasına etik olarak karşı. Bunun ancak sağlık açısından bir zorunluluk olduğu taktirde yapılmasını öngörüyorlar. Eskiden doğum kontrol yöntemlerinin de bu tavırla karşılandığı, fakat günümüzde teşvik edilecek boyutlara ulaştığı göz önüne alınırsa, ileriki yıllarda bu konu da meslek ahlaki açısından kabul edilebilir hale gelebilir.

Günümüzde sadece doğacak bebeğin sağlığını garantiye almak amacıyla yapılan cinsiyet belirleme yöntemleri belki de ileriki yıllarda herkesin başvurabileceği yöntemlerden olacaktır. Dr. Meriç Karacan, bu yöntemleri uygulamayı düşünen çiftlerin çok düşünüp karar vermelerinde hem maddi, hem de manevi açıdan fayda olduğunu belirtiyor.

Yöntemlerin geçerliliği: Tip camiası tarafından etiğe aykırı olduğu düşünülen bu konuda yapılan araştırmalar da tam olarak güvenilir kabul edilmiyor. Buna rağmen süren çalışmalar, her geçen gün daha da ilerliyor.

Vicdani karar

Her ne kadar bebeğin cinsiyetini belirlemenin yukarıdaki gibi riskleri olsa da, özellikle Türkiye gibi ata erkil toplumlar söz konusu olduğunda akılda soru işaretleri kalıyor… Örneğin, birkaç kız çocuğun üzerine hala erkek çocuğu olması için uğraşan babalar var. Bu durum hem nüfus planlaması açısından risk yaratıyor, hem de peş peşe yaptığı doğumlarla yıpranan anneler açısından…

Özellikle de, annenin çoğu zaman bu doğuma yaşı ilerlediği ve artık sağlıklı bir çocuk dünyaya getirme olasılığı azaldığında zorlandığı düşünülürse… Bazı durumlardaysa, çiftler kendi istekleriyle çocuk sahibi olma işini ileriki yıllara erteliyorlar. Bu durumda, sadece tek bir çocuk sahibi olma şansına sahip olan bir çiftin çocuğunun cinsiyetini belirlemesi gerektiği inancı güç kazanıyor… Sonuçta, bu tartışmalara nokta koyacak olan, tip dünyasındaki gelişmelerden ve ahlaki yaklaşımlardan önce, anne ve baba adayının verecekleri vicdani karar.

Sağlıcakla Kalın.

0 yorum

Benzer Yazılar

Yorum Bırak